Lütfen Anasayfa için Tıklayınız >>>
ANASAYFA SSS ÇEVRE KÜTÜPHANESİ BASIN ODASI İLETİŞİM Lütfen TEMA Facebook Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen TEMA Twitter Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen TEMA Youtube Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen Sayfası için Tıklayınız >>> ENGLISH
Anasayfa Duyurular
Basın Açıklamaları
Bizden Haberler
İşbirliklerimiz
Takvim
Lütfen TEMA Twitter Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen TEMA Facebook Sayfası için Tıklayınız >>> Lütfen TEMA Youtube Sayfası için Tıklayınız >>>
Marakeş Zirvesi’nin ardından
Ana Sayfa > Seçtiğiniz Site Kısmı > 

Marakeş Zirvesi’nin ardından

Birleşmiş Milletler İklim Zirvesi 7-19 Kasım 2016 tarihlerinde Marakeş’te gerçekleşti

Geçtiğimiz sene Paris’te yapılan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 21. Taraflar Konferansı’nın (UNFCCC COP21) en önemli çıktısı tüm ülkelerin iklim değişikliği konusunda harekete geçme konusunda uzlaştıkları Paris Anlaşması olmuştu. 22 Nisan 2016 tarihinde New York'ta imzalanan törenle imzalanan Paris Anlaşması, 4 Kasım 2016 tarihinde küresel emisyonların yüzde 65'inden sorumlu 94 tarafın onaylamasıyla resmen yürürlüğe girdi. Türkiye anlaşmayı imzalamasına rağmen, henüz TBMM'de onaylamadığı için, anlaşmaya taraf değil.

Paris Anlaşması’nın kabul edilmesinin ardından bu sene Marakeş’te düzenlenen COP 22 “uygulama konferansı” olarak da anılmaya başlandı.

Paris Anlaşması’nda kabul edilen, insan kaynaklı iklim değişikliği sebebi ile küresel sıcaklık ortalamasında bu yüzyılın sonuna doğu yaşanacak artışı 2oC’nin olabildiğince altında tutmayı başarabilmek için küresel sera gazı salımları miktarının 2030 yılı itibarı ile ülkelerin hedeflerini en az %25 daha az salım yapacak şekilde güncellemeleri lazım.[1] Anlaşmayı tek başına kabul etmenin yeterli olmadığı, anlaşmanın hedefleri doğrultusunda uygulama kriterleri ve bir uygulama çerçevesi oluşturulmasının gerekliliği bütün konferans boyunca görüşüldü.

Paris Anlaşması’nın uygulama aşamasında öne çıkan finansal enstrümanlar: yeşil iklim fonu ve adaptasyon fonu olarak nitelendirilen iki fon mekanizması. Bu fonların, özellikle yeşil iklim fonu olarak adlandırılan mekanizmanın öncelikle iklim değişikliğinin etkilerinden en çok etkilenecek olan ada ülkeleri ve az gelişmiş ülkelerin adaptasyon ve mitigasyonu için kullanılması planlanıyor.

Türkiye Taraflar Konferansı’nın ilk günü yapılan açılış oturumunda az gelişmiş ülkelerde adaptasyon ve azaltım için kullanılması planlanan yeşil iklim fonundan faydalanmak istediğini dile getirdi, Paris Anlaşması’nın onaylanmasının bu şekilde daha kolay olacağını belirtti.[2]   

ABD seçimlerinin sonuçlanması ile Marakeş’te birinci haftanın son günleri Donald Trump’ın seçilmesinin iklim müzakerelerine ve Paris Anlaşması’na nasıl bir etkisi olacağı konusu tartışıldı zira Trump’ın seçim vaatleri arasında ABD’yi Paris Anlaşması’ndan çıkarmak da vardı. İklim aktivistleri, uzmanları ve politik liderlerden birçoğu bu husustaki kaygılarını dile getirdi. Örneğin Fransız Ekoloji Bakanı ve COP21 Başkanı Ségolène Royale 16 Kasım 2016 sabahı yaptığı açıklamada Donald Trump’ın Paris Anlaşması’nın daha da ileri gitmesini durduramayacağını söyledi ve ekledi: “Bu anlaşmayı zayıflatmaya çalışan teşebbüslere karşı her zaman tetikte ve son derece dikkatli olmamız lazım”.[3]

COP 22’ye katılan Obama yönetimi temsilcileri, ABD’nin iklim politikaları hakkında uzun bir açıklama yaptı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry küresel iklim hareketini durdurmaya kimsenin gücünün yetmeyeceğinin altını çizdi, devletlerin ve liderlerin değişebileceğini ama sağlam uluslararası çabaların bundan etkilenmeyeceğini söyledi. Obama yönetiminin ABD’nin önümüzdeki dört yıl süresince Paris Anlaşması’ndan çıkmaması için gerekli önlemleri aldığını belirtti.[4]

COP 22’de birinci haftanın ana konularından bir diğeri ise tarımdı ve iki ana başlıkta incelendi: iklim değişikliği ile mücadelede tarım ve gıda egemenliği ve/veya güvenliği. Gelişmiş ülkelerin tarımda mitigasyon (sera gazı salımlarının azaltılması) ve toprağın karbon tutma kapasitesine yaptığı vurguya karşılık gelişmekte olan ülkeler gıda güvenliği kaygılarını dile getirdiler. Ekonomileri tarıma dayalı ve gelişmekte olan ülkeler adına söz alan temsilciler, gıda güvenliği ve açlıkla mücadelenin ilk öncelik olması gerektiğini, tarım meselesine adaptasyon ve adaptasyonun yan faydaları bağlamında bakmanın gerekliliğini vurguladı. Gelişmiş ülkelerin temsilcileri ise azaltım ve uyumun bir arada yürütülmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Toprağın, özellikle bir karbon yutağı olarak önemini ve karbon tutma kapasitesinin arttırılmasının azaltım için gerekli olduğunu savundular.[5]

Marakeş’te yapılan iklim zirvesinin son gününde İklim Değişikliğine Kırılgan Ülkeler Forumu, enerji üretimlerinin tamamını yenilenebilir yerli kaynaklardan sağlamak hedefinin en kısa zamanda gerçekleşmesi için üye ülkelerinin çalışacağına dair bir açıklama yaptı. 2009'da kurulan İklim Değişikliğine Kırılgan Ülkeler Forumu, Afrika, Asya, Karayipler, Latin Amerika ve Pasifik'te yer alan, iklim değişikliğinden en fazla etkilenmesi öngörülen, en az gelişmiş, düşük ve orta gelir grubundaki 47 ülkeden oluşuyor (Afganistan, Bangladeş, Etiyopya, Kenya, Fas, Tunus, Vietnam, Filipinler, vd.).[6]

COP 22- Çıktılar

  • Bu yıl Marakeş’te gerçekleşen Taraflar Toplantısı’nın (COP) çıktılarını özetlemek gerekirse, toplantı genel hatlarıyla Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonraki uygulama aşamasına odaklanan bir COP oldu, bu kapsamda Marakeş’te kurallar kitabının çıkması amaçlanmıştı. Kurallar kitabı emisyon azaltımlarının ölçülmesi ve hesaplanması, iklim finansmanı sağlanması, teknoloji geliştirme ve transferi konuları, şeffaflık vb konuları içeren operasyonel rehberdir. Marakeş’te bu konulara dair kesin kararlar çıkmadı ancak kurallar kitabının 2018 yılına kadar tamamlanması gerektiğine karar verildi.
  • Küçük gruplarda yapılan görüşmelerde ise kıta ve coğrafi bölgelerin ortak kaygıları, bunlara dair önlem ve çözümler görüşüldü, birçok bölgesel ortaklık kuruldu.
  • Ülkelerin Ulusal Niyet Beyanları’nın (NDC) Paris Anlaşması çerçevesinde belirlenen hedeflerle uyumlu olmadığı ve Beyanların gözden geçirilerek hedeflere uyumlu hale getirilmesi gerektiği görüşüldü. Hatta Beyanların daha iddialı hale getirilmesi gerektiği ve bu konuda kolaylaştırıcı diyalog sürecinin tasarlanmasına karar verildi. ABD, Almanya, Meksika ve Kanada uzun dönemli sera gazı azaltım planlarını paylaşarak, 2050’ye dair önemli ölçüde iddialı (yüzde 90’a varan) azaltım hedefleri belirledi.[7]
  • Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ulusal katkılarını yerine getirebilmeleri için kapasite ve finansman desteği sunulması amacı ile “NDC Ortaklığı” kurulduğu ilan edildi. Gelişmekte olan ülkelerden, gelişmiş ülkelere iklim finansmanı desteği ile ilgili yeni katkılar açıklandı. Ülkeler, Adaptasyon Fonu’na (AF) aktarılmak üzere, senelik hedefin üzerinde bir meblağ olan, 81 Milyon USD teminat verdi ancak bu meblağ hala 2020 hedefi olan 100 milyar doların çok altında.
  • Taraf ülkeler, gelişmekte olan ülkelere iklim teknolojisi geliştirme ve transferi yapması planlanan bir kurum olan İklim Teknoloji Merkezi ve Ağı’na (Climate Technology Centre and Network), 23 Milyon USD teminat verdi. Bu kurum Paris Anlaşması’nın uygulanmasında önemli bir rolü olan teknoloji mekanizmasının bünyesinde yer alıyor.[8]
  • Adaptasyon fonu konusunda uzlaşma sağlanamadı; Kyoto Protokolü ile ortaya çıkmış olan Adaptasyon Fonu’nun Paris Anlaşması içindeki konumu konusunda gelişmekte ve gelişmiş ülkeler uzlaşamadı. İklim etkilerinden doğan kayıp ve zararların tespitinin nasıl yapılacağı konusunda ise beş yıllık bir çerçeve çıkarıldı. Bu çerçevede planlanan adaptasyon odaklı uygulamalarının kapsamadığı konular üzerinde çalışması için COP 19’da Varşova’da oluşturulan Uluslararası Kayıp ve Hasar Mekanizması (LDM) görevlendirildi. LDM, bu çerçevede yerinden olmuş insanlar, göç, insan mobilitesi ve kapsamlı risk idaresi konuları ile ilgili çözümler geliştirmekle görevli olacak.[9]
  • Zirvenin sonunda Marakeş Deklarasyonu kabul edildi. Deklarasyon, taraflara, acil bir öncelik olarak iklim değişikliği mücadelesinde en yüksek siyasi iradeyi gösterme çağrısı yaptı. Paris Anlaşması ile yaratılan momentumun devam etmesi, tarafların sera gazı salımlarının azaltımı ve uyum çabalarına yönelik çalışırken, bir diğer yandan sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin desteklenmesini görev olarak tanımladı. Ayrıca yoksulluğun engellenmesi, gıda güvenliğinin sağlanması ve iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkileriyle baş etmek için küresel mücadele çağrısı yaptı. Devletlerin yanı sıra yerel yönetimler, özel sektör, STK'lar, üniversiteler gibi devlet dışı aktörlerin de iklim değişikliği ile mücadelede "acil ve iddialı" adımlar atarak hareket geçmesi gerektiğinin altı çizildi.[10]

Lütfen Uluslarası İşbirlikleri için Tıklayınız >>>

Halaskargazi Mah.Halaskargazi Cad.No:22 Kat:5-6-7 
34371 Şişli | İstanbul

Tel: 0 (212) 291 90 90 | Fax: 0 (212) 284 95 93